Seyirlik değil, ömürlük… KÖMÜR LİMANI

Saros Körfezi’nin yalnızca Enez’den ya da Erikli’den ibaret olduğunu düşünüyorsanız fazlasıyla yanılıyorsunuz. Çanakkale ve Edirne gibi iki şehri kendine karşılıklı olarak yer edinen Saros Körfezi, her iki yakada da çok sayıda koya sahip ancak bu koylardan biri var ki, sadece maviyle yeşili ritmik bir şekilde buluşturmakla kalmıyor, bu iki rengi adeta dans ettiriyor: Kömür Limanı…

Her ne kadar adını, zifiri karanlığı çağrıştıran renge sahip bir madenden alsa da Kömür Limanı, doğaseverler için adeta bir ömür limanı…

Özellikle dalış tutkunları için ayrı bir öneme sahip olan bu küçük alan, son yıllarda kampçı ve karavancı tayfanın da epey dikkatini çekmiş durumda. Survivor parkurunu andıran meşakkatli bir 7 kilometre sonrasında ise “Çektiğimiz tüm çileye değdi”msi gibi bir özlü söz patlatıveriyorsunuz. “Nereye geldim ben böyle?” şaşkınlığını atlatmanız bir iki dakika sürebilir bilginiz olsun. Sonrasında ise körfezin Edirne kıyılarına ve tüm heybetiyle duran Semadirek semalarına baktığınızda içinizi tarifi zor bir duygu kaplıyor. Ve dudaklarınız arasından, “Seyirlik değil, ömürlük…” cümlesi dökülüveriyor istemsizce. (Yazının burasında sanırım kendi adıma konuşmalıyım.)

Çanakkale’nin Gelibolu ilçesi sınırları içerisinde yer alan eşsiz güzellikteki Kömür Limanı’na giderken istikametiniz Kuzey yönü ise, yani Edirne, Tekirdağ, Kırklareli ya da İstanbul üzerinden geliyorsanız güzergâh üzerinde sizi harika rotalar bekliyor demektir.

KORU DAĞLARI’NDA HAFİFÇE CAMI ARALAYIN

Kaşık Adası

Keşan’ı geçip Gelibolu’ya doğru ilerlediğinizde Koru Dağları’nın arasından geçeceksiniz ki yaklaşık 20 kilometrelik bu geçiş süresince camınızı hafif aralamanızı tavsiye ederim. Zira arabanın içi çam kokularıyla dolmaya başladığı andan itibaren ne dediğimi çok iyi anlayacaksınız. Evreşe Ovası’na, yani denize doğru yaklaştığınızda -ki karşınızda size selam duran Kaşık Adası bunun habercisi- çam kokularıyla iyot kokusu harmanlanarak koku duyunuza adeta bir şölen yaşatacaktır.

Ahtapot

Saros Körfezi’ndeki iki küçük adadan biri olan Kaşık Adası’nı selamladıktan sonra körfezin eşsiz maviliğini sağınıza aldığınızda önce Adilhan, sonra da Kocaçeşme köy sapaklarını geçeceksiniz. Dilersiniz Kocaçeşme Köyü’ndeki Güner Balık Restoran’da bir öğlen yemeği molası verebilirsiniz. Özellikle ahtapotu fazlasıyla tavsiye ederim.

* Güner Balık Restoran: 0537 702 37 72

BU NOKTALARA MUTLAKA UĞRAYIN

Adım adım Gelibolu’ya yaklaşırken Şarköy sapağını geride bıraktıktan sonra Kavaklı Köyü sınırları içerisinden geçeceksiniz. Yolun sağındaki tabelaları takip ettiğinizde Saros Camping Karavan Beach tabelasını göreceksiniz. Hiç tereddüt etmeyin. Hemen sapın. Patika yolun sonunda mutluluk var… İşletmecilere selamımı iletmeyi unutmayın.

* Saros Camping Beach: 0534 642 71 95 

http://www.saroscamping.com

Saros Camping Beach’e uğradığınızda orada sizi harika insanlar karşılayacak

Bir de görselinize güzel bir lokasyon ekleyeyim derseniz, yolun sağında, 3 kilometre içeride Güneyli Köyü var. Kuzey Ege’nin güneylisi Güneyli, şirin koyu ve balıkçı barınağı ile sizi kendine âşık edecektir.

Ana yol üzerinden 3 kilometre içerideki Güneyli Köyü iyi bir mola noktası

Neyse… Kömür Limanı’na gelene kadar intro’yu biraz uzattık farkındayım. Ancak körfez ve körfeze giden yollar o kadar güzel mola noktalarıyla dolu ki… En azından birine mutlaka uğramanızı, vaktiniz varsa hepsine birden uğramanızı fazlasıyla tavsiye ediyorum.

Lafı uzatmadan yolumuza devam edelim. Güneyli’yi de geçip Gelibolu’ya vardıktan sonra hiç ilçe merkezine girmeden dümdüz Eceabat istikametine doğru devam ediyorsunuz. Gelibolu’nun bittiğine dair tabelayı gördükten sonra Shell Benzin İstasyonu’nu göreceksiniz sağda. Bu istasyonu geçtikten 1-2 kilometre sonra Fındıklı ve Değirmendüzü köylerinin tabelalarını görür görmez sağa doğru sapın. Fındıklı Köyü’ne kadar 10 kilometre boyunca asfalt yol üzerinde seyredeceksiniz.

Bozuk yol süresince böyle bir manzara size eşlik ediyor

FINDIKLI’DAN SONRAKİ YOLA DİKKAT

Köye varmanızla birlikte asfalt yol da sonlanıyor. Asıl mesele de bundan sonra zaten. Fındıklı Baraj Göleti’ni geçmenizle birlikte toprak yolla buluşuyorsunuz. Başlarda düzgün giden yol, bayır aşağı inmeye başlamanızla birlikte tehlikeli bir hal alıyor. İrice taşların bulunduğu yerlerde arabanızın hızını tek rakamlara kadar düşürüyorsunuz. Ki bunu yapmayı ihmal etmeyin. Hem eğimin dik olmasını, hem yolun zorluğunu, hem de bayır aşağı inmenin getirdiği tehlikeyi göz önünde bulundurarak yavaş gitmeniz arabanız için de iyi olacaktır.

Yolun durumunu şöyle özetleyecek olursam, köyle liman arası 7 kilometrelik mesafeyi 35 ila 40 dakika arasında gidiyorsunuz. O yüzden dikkatli olmakta fayda var. Sabırlı olun. Yolun sonunda sizi cennetten bir köşe bekliyor olacak.

Koya giriş yapmadan önce kapıda genç bir çocuk sizi karşılıyor. Çadır, otopark, duş, tuvalet, şezlong ve şemsiye bedeli için hafta içi günleri 20, hafta sonu ve bayram tatillerinde 25 TL topluyor. Alan, bir işletmeci tarafından Orman Bakanlığı tarafından sezonluk olarak kiralanmış.

Genç arkadaş girişte telefon numaranızı ve aracınızın plakasını alarak kaydınızı yapıyor. Alana girdiğinizde anlıyorsunuz ki belli bir düzen yok. Dileyen aracını istediği yere park edebiliyor. Dileyen de çadırını istediği yere kuruyor. Yalnız sahil şeridine çadır kurmak yasak. Onun dışında her alanı çadır kurmak için kullanabilirsiniz. Belli bir düzen olmaması eksiklik gibi gözükse de koyu sağlı sollu içine almış devasa kayalıklar, Saros’un mavi sularıyla birlikte eşsiz bir manzara sununca bu eksiliği görmezden gelebiliyorsunuz. Alanda su ve alkolün yanı sıra hamburger, gözleme, patates kızartması ve menemen gibi atıştırmalıkların satıldığı bir işletme bulunuyor. Türkiye’de rekabeti iyice kızışan Efes ve Tuborg biralarının ikisi de burada mevcut. Kutu bira 15 TL.

ELEKTRİKSİZ BİR HAYATA HAZIR MISINIZ?

Limanda elektrik olmadığı için bu işletme, jeneratörler yardımı ile elektrik ihtiyacını karşılıyor. Hatta alana karavanıyla gelen birkaç aile de bu yola başvurmuş. Eğer elektriksiz yapamam derseniz yanınıza bir güç kaynağı almanızı tavsiye ederim. Zira işletme, jeneratördeki benzini idareli kullanmak adına telefon şarjı isteklerini kibarca geri çevirmek durumunda kalıyor. Ben bu sorunu kendime has küçük taktiklerle hallettim. Ancak siz yine de en azından telefonunuzu şarj etmek adına güç depolayıcı cihazlarınızı almayı ihmal etmeyin. Ve bir de feneri. Çünkü gece karanlığında size epey yardımcı olacaktır.

Çadırımı, sırtımı yamaca verecek şekilde kurup yanına da arabamı park etikten sonra doğru denize yol alıyorum. Liman tamamen taşlık bir alandan oluşuyor. Dolayısıyla yanınıza mutlaka deniz ayakkabısı almanızı öneririm. Çünkü az da olsa denizkestaneleri için de iyi bir önlem olacaktır. Güneşlenme işini şezlongda yapabilirsiniz ancak şezlongların dolu olma ihtimaline karşın yanınızdaki matları çakıl taşlarıyla dolu sahile serip de güneşlenebilirsiniz. Kömür Limanı’nda su, Saros’un diğer bölgelerine göre daha serin. Ve denizi çabuk derinleşiyor. Uzun süre suda kalmanız üşümenize yol açabilir. Bir de sakın unutmayın diyebileceğim bir diğer şey de deniz gözlüğü. Zira bu aparat, suyun üstü kadar altındaki muhteşemliğe de şahit olmanıza neden olacaktır.

Açık ve puslu olmayan havalarda Saros’un hemen her noktasından gözüken Yunanistan’ın Semadirek Adası, günbatımına yakın gösteriyor tüm heybetiyle kendini. Güneşin kızıllaşmaya başlamasıyla birlikte ufukta beliren ‘Uyuyan güzel’ bir plaj sandalyesi üzerinde yaklaşık 1 saatimi alıyor. Hayran hayran bakıyorum. Ve bir daha ne zaman Semadirek’e giderim, onun planlarını yapıyorum kendimce.

Güneşin batmaya yakın limana saldığı kızıllıkla birlikte kampçılar arasında bir mangal telaşı başlıyor. Havanın kararmasıyla birlikte limanı yoğun bir kömür ve et kokusu kaplıyor. Bu kulağa çok hoş gelmiyor ama gelen hemen herkesin kampçılık tecrübesi olduğu gerçeği durumu biraz kurtarıyor. Çünkü ertesi sabah etrafı gözlemlediğinizde her şey yerli yerinde gözüküyordu.

ARA BİLGİ: YUNANLILARIN EŞSİZ RAKISI TSİPOURO

Şişe, bir Ouzo çeşidi Barbayanni ancak içinde Tsipouro var

Sehpamı gün batımına, yanımda getirmiş olduğum erzakları da sehpanın üzerine yerleştirip demlenmeye başlıyorum.  Birkaç konservelik ve peynirin yanına Yunanlıların müthiş rakısı Tsipouro’yu konuk ediyorum. Özellikle Semadirek manzarasıyla özdeşleştirdiğim Tsipouro; Yunanlıların klasik rakı bardağına nazaran daha kısa ve daha geniş ağızlı shot bardağını andıran bardaklarda içtiği, beni Rakı ve Ozuo’dan soğutan sert bir Yunan içkisi. Yapı bakımından üzüm şırası yerine şıralı üzüm posası kullanımıyla Trakya’da oldukça revaçta olan hardaliyeye benzeyen bu özel içki şeker ve anason içermemesi nedeniyle eski toprak diyebileceğimiz ya da akşamcı, keyifçi gibi yaftalar kullanabileceğimiz Yunanlıların sık tercihidir. Su katılmadan genelde buz atılarak içilen Tsipouro, Rakı ya da Ouzo’ya oranla ertesi gün mayhoşluğunu, baş ağrısını ve mide bulantısını göstermemesi nedeniyle de gönülleri fetheder. 

14’üncü yüzyılda Yunanlı Ortodoks keşişlerin Athos Dağı’nda deneyerek ortaya çıkardıkları söylenen Tsipouro’yu ilk etapta İtalyanların Grappa’sına benzetsem de “Bu tip benzerlikler Akdeniz ülkelerinin genelinde karşıma çıkıyor zaten deyip” benzetmek vazgeçtiğim; yanında genelde kuru üzüm, peynir, zeytin, deniz ürünleri, et ya da helva ile servis edilen yeni trend içkim.

Yunanistan’ın ‘Uyuyan Güzeli’ Semadirek…

Güneş, Semadirek semalarında batarken arkamdaki yamaçtan ay doğuyordu yavaşça. Ve gündüz yerini tam anlamıyla geceye bıraktığında tepedeki ay, tüm muhteşemliğiyle limanı aydınlatma görevini üstleniyordu. Deniz tarafına doğru baktığınızda yoğunluğu giderek artan yıldızlar da bu eşsiz manzaraya eşlik ederek anı ölümsüzleştiriyordu adeta. Çakıl taşlarıyla dolu sahile vuran dalga sesleri ise Ağustos böcekleriyle adeta yarışır halde müthiş bir senfoni oluşturuyordu ve limanda bir gece, güzel bir Eylül akşamı lacivertliğinde usulca yerini karanlığa bırakıyordu…

* Gecesinde aldığım bir haber üzerine ertesi sabah gün ağarmadan çadırımı toplayıp yola koyulmak zorunda kaldığım Kömür Limanı macerama elbette ki 1 gün yetmedi ancak yağmurmuş, soğukmuş, yol bozukmuş gibi bahanelerin arkasına sığınmayıp en kısa zamanda kendisiyle görüşmek üzere sözleştik ve gün doğmadan Kömür Limanı ile vedalaştık… Adeta bir ‘Before Sunrise’ sahnesi tadında…

KAMPÇI TAYFAYA KÜÇÜK TAVSİYELER

1) Kömür Limanı’nda elektrik olmadığı için telefon ve şarjla çalışan benzeri cihazlarınızın bataryalarını mutlaka doldurun ve telefonsuz yapamam derseniz yanınıza mutlaka powerbank alın.

2) Gerek deniz gerekse de sahil çakıl taşlarından oluştuğu için deniz ayakkabısı ve mat epey işinizi kolaylaştıracaktır.

3) Muhteşem bir sualtı manzarasıyla karşılaşacağınız için deniz gözlüğü ve paletlerinizi sakın ihmal etmeyin.

4) Özellikle harika günbatımını fotoğraflamak için fotoğraf makinesi, oturup izlemek için de plaj sandalyesi size yeterli olacaktır.

5) Akşamları serin olma ihtimaline karşı en azından üstünüze kalın bir şeyler almanızda fayda var.

İŞE YARAR BİLGİLER

* Kömür Limanı Edirne merkeze yaklaşık 260 kilometre uzaklıkta ve bu mesafe arabanızla ortalama 3,5 saat tutuyor. Limanın Keşan’a mesafesi ise 93 kilometre. Yani 1,5 saat.

* Limana gitmek için Gelibolu – Eceabat yolunun ikinci kilometresinden sağa sapıp Fındıklı Köyü istikametinde ilerliyorsunuz.

* Fındıklı Köyü’nden sonraki 7 kilometrelik yolun bazı kısımları epey zorlu. Dolayısıyla yavaş gitmekte ve dikkatli olmakta fayda var.

* Kampa giriş hafta içleri 20 TL, hafta sonları ve bayram tatillerinde 25 TL. Bu fiyata kamp, otopark, duş, tuvalet, şezlong ve şemsiye dahil.

Bir Cevap Yazın

  1. Hiç bilmediğim bir yerı anlatmışsınız, hayran oldum. Yakın zamanda ziyaret fırsatım olur umarım.