Dünya var olduğundan bu yana “mavi gezegen”de yer alan ve insanlıkla birlikte tanımlanıp anlamlandırılmaya başlayan “renk” kavramı günümüzde, iletişimden pazarlamaya, mimariden tasarıma bazı sektörlerde yoğun olarak kullanılıyor. Birçok disiplinle doğrudan temaslı olan turizm sektörü de son yıllarda renk kavramının potansiyelini keşfetmiş olacak ki özellikle “kentsel tasarım” ve “kentsel turizm” turizmin alt gibi bileşenlerinde renk olgusu fazlasıyla değerlendiriliyor.
Renk kavramını makro ifade anlamında değerlendirdiğimizde Dünya’nın “mavi gezegen” (dörtte üçü sularla kaplı olmasından kaynaklı), Mars’ın da “kızıl gezegen” (yüzeyinde çokça demir elementi bulunan Mars’ın atmosferinde yoğun karbondioksit bulunmasından ötürü demir oksitlenmesiyle oluşan pas, Marsa kızıl bir görünüm kazandırır) olarak isimlendirildiğini göreceğiz. Ancak bu ifadeyi biraz daha mikro bazda değerlendirdiğimizde birçok kent, renklerle özdeşleşmiştir. Bursa yeşil renkle, Bodrum beyaz renkle ilişkilendirilir. Burada renk sadece somut bir kavramdan ibaret olmanın ötesinde bazen soyut bir kavramla karşımıza çıkar. Örneğin Ankara’nın gri renkle özdeşleşmesi gibi.
Burada söz açılmışken Edirne Kırmızısı’ndan bahsetmemek olmaz. Her ne kadar tarihi 250 yıldan fazla dayansa da Edirne, adını taşıyan bu efsane renkle kentsel anlamda yeni yeni özdeşleşmeye başladı dolayısıyla, birazdan örneklerini sunacağım “renkler ve şehirler” kategorisinde yer almasa da orta vadeli süreçte Edirne Kırmızısı’nın, ismiyle müsemma olduğu kentle iç içe geçmesi ve bunu tanıtım, reklam, pazarlama gibi kitlesel araçlarda belirleyici bir unsur olarak kullanılması işten bile değil.
Bazı kentler renge adını, bazı renkler de kente adını veriyor. Bilinen en yaygın kent, Fransa’nın şaraplarıyla ünlü Bordeaux’dur (Bordo diye okunur). Duygu Yürek, Bordeaux kentinin sanılanın aksine bir rengin adını taşımadığını, bordo renginin şehrin ismini taşıdığını belirtiyor. Yoğunluğu, derinliği ve karanlığı sembolize eden bordo rengi, adını kırmızı şarabın bir tonundan alan Bordeaux kentinin bir özetidir adeta. Zira Bordeaux genellikle soğuk ve gizli bir dünya olarak algılanmaktadır.
Renkler, artık günümüzde kentler için bir markalama, bir tanıtım aracı olarak kullanılmakta ancak bazı kentler, geçmişten gelen kültürel ve kimliksel birikimleri sayesinde renklerle özdeşleşmiş durumda. Burada sadece rengi somut olarak ele almak doğru olmayacaktır. Yani sadece o kentin duvar boyası olarak görmek, hem kentin hem de rengin derinliğini görmemize engel olabilir. Şimdi tüm dünyada renklerle anılan, kültürel hazineleriyle ön plana çıkan kentlere bir göz atalım…
1- Kızıl Şehir: Bologna (İtalya)

Kızıl Şehir olarak anılan Bologna, Ortaçağ mimarisinin birçok örnekleriyle doludur ve ismini de binaların çoğunun kırmızı tuğlalı olmasından almıştır. Bologna 12. yüzyılda 180 adet kuleye ev sahipliği yapıyordu. Bu nedenle çok kez o dönemin New York’u olarak anılmıştır. Aynı zamanda “Bolonez sos” adını bu şehirden almıştır.
Şehir ayrıca lâkabındaki kızıla da gönderme yapılabilecek düzeyde solcu bir şehir olmasıyla tanınır. 1088’de kurulan üniversitesi, Avrupa’nın en eski üniversitesi olarak bilinir. Dante, Erasmus ve Kopernik, Bologna Üniversitesi’nin ünlü öğrencilerinden bazılarıdır (wikipedia).
2- Kızıl Şehir: Marakeş (Fas)

Şehirdeki binaların renklerinin kiremit tonlarında olması sebebiyle kızıl şehir olarak da bilinen Marakeş, iki bölgeden oluşuyor: Otantik ve turistik olan bölgesi Medina, modern olan ise Gueliz. Medina, kendisini çevreleyen surların ardında sanki yüzyıllar öncesinden kalmışçasına mimari dokusunu koruyabilmiş̧. Her köşede birbirinden ilham verici renk ve seramik kombinasyonları görebildiğimiz labirent tarzı sokakları, yol üzerindeki pazar tezgahları ve UNESCO tarafından koruma altındaki Jemaa el Fna Meydanı’yla onu görmeye gelenlere tamamen mistik bir tecrübe sunuyor (alem.com.tr).
3- Pembe Şehir: Jaipur (Hindistan)

Hindistan’ın kuzeybatısında yer alan Racastan Eyaleti’nin başşehri olan Jaipur kenti pembeye boyanmış bir durumdadır. Bunun sebebi de krallığın sonraki liderlerinden olan Maharaja Ram Singh’in, daha sonra Kral VII. Edward olacak olan Galler Prensi’nin 1876 yılında yapacağı ziyaret için, Hint kültüründe misafirperverliğin bir sembolü olan pembe renge boyamasını emretmesi dolayısıyladır. Günümüzde Pembe Şehir olarak anılan bu yerin mevcut pembe durumu kanunlarla koruma altındadır (skyroad.com).
4- Bordo Şehir: Bordeaux (Fransa)

Bordeaux bir dünya şarap başkentidir. Kente adını veren şarapların rengi, geçmişten günümüze büyük bir üne sahiptir. Gironde’nin yamaçlarında birçok kale ve üzüm bağı bulunmaktadır ve şehir dünyanın en büyük şarap fuarı olan Vinexpo’ya ev sahipliği yapmaktadır. Bordeaux aynı zamanda uluslararası kongrelerin düzenlendiği gastronomi ve iş turizmi merkezlerinden biridir (wikipedia).
5- Mavi Şehir: Jodhpur (Hindistan)

Hindistan’da en üst sınıfı olarak kabul edilen Brahmanlar’ın bir rivayete göre, eski zamanlarda kendi evlerini diğer sınıflardan gelen insanlarınkilerden ayırabilmek için maviye boyamasıyla zamanla mavi renk ile bütünleşen Jodhpur, 1.5 milyon nüfusu barındırıyor (koykahvesi.com).
6- Mavi Şehir: Şafşavan (Fas)

Şafşavan kenti 1471 yılında İspanya’dan firar eden Yahudiler ve Morolar tarafından Rif dağlarında kurulmuş. Kent adını, kurulduğu Rif dağlarının şeklinin keçiboynuzuna benzemesinden alıyor. Şafşavan’ın neden mavi olduğuna gelince, bu konuda iki rivayet var. Bunlardan ilki, Yahudilerin bir geleneğiyle ilgili; Tevrat’a göre İsrailoğullarının ibadet kıyafetlerinin dört köşesinden sarkması gereken püsküllerin tekhelet rengi iplerle burulması gerekiyormuş. Bu rengi bulamayan Yahudiler mavi beyaz arası bu tonu “hilazon” isimli, denizde yaşayan kabukludan elde etmeyi başarmışlar. Ve kendi kıyafetleriyle beraber tüm şehri mavi-beyaz arasındaki tonlara boyamışlar (themagger.com).
7- Sarı Şehir: İzamal (Meksika)

Bu renkli şehirdeki muhteşem sarı binaların sorumlusu Papa’nın ziyaretiydi. Meksika Turizm Sekreterliği tarafından ülkenin büyülü kasabalarından biri olarak adlandırılan Yucatán’daki Izamal, La Ciudad Amarilla (Sarı Şehir) olarak da biliniyor. Pigment lakabı, 1993’teki papalık ziyaretinden önce tamamı ayçiçeği sarısının canlı bir tonunda boyanmış olan şehirdeki binalara ve pasajlara borçludur. Mükemmel bir resim destinasyonu olmanın ötesinde, Izamal aynı zamanda Maya piramitleri, el sanatları merkezleri ve lezzetli yöresel yemeklere de ev sahipliği yapıyor (viator.com).
8- Turuncu Şehir: Nagpur (Hindistan)

Nagpur Hindistan’da Turuncu Şehir olarak biliniyor. Maharashtra eyaletinin en büyük şehri ve kış başkentidir. Nagpur, ülkedeki en büyük portakal üreticilerinden biri olmasıyla, özellikle tatlı ve sulu tadıyla bilinen Nagpur Portakalı çeşidi ile ünlüdür (quara com).
9- Yeşil Şehir: Kopenhag (Danimarka)

