Değişime dair çok kişi çok şey söylese de benim için aslolan; yıkıp yeniden inşa etmektir. Hücrelere kadar işlenmiş ve artık; beyni, kalbi, kısaca vücudu otomatik pilota alan, alışılagelmiş onca duyguyu artık bedenden uzaklaştırmak, bir anlamda kovmaktır değişim. Athena’dan ya da Ayten Alpman’dan duyduğumuz ve bilinçaltımıza işlenen, ilişkilerde koz olarak kullanılan ve çatışmalar sonrası değişime direnen bireyin kendine sığınacak liman bellediği “Ben böyleyim” temalı şarkılara aldanmayı bir kenara koyma vakti gelmedi mi? Kimse kimse için değişmek zorunda değil. Kimse kimseyi değiştirmek zorunda hiç değil ancak kimse kimseyi de olduğu gibi kabullenmek durumunda da değil. Değişim, kişinin hiç beklemediği bir anda gelir ve kişinin isteği ve kabulü doğrultusunda gerçekleşir. Aynı duygularla güne uyanmak, aynı şeylere üzülmek ya da sevinmek gerçekten de bir yerden sonra sıkıcı gelmeye başlıyor. Yaşasın değişim!
Her yılın son hafta sonunu kendime ayırıp geride bırakılan koca bir yılı değerlendirmek, ölçmek, tartmak ve yeni bir yıla hazırlamak gibi bir ritüelim var. Ve bu ritüele hep bir deniz kıyısı kenarında başlamayı düşlerim. Beni pamuk gibi yapan, içimdeki nehri denizlere döken bir hafta sonu sonrasında yazıyorum bu satırları. İlk gününe denizi ve bir deniz tutkununu, son gününe ise sadece özbenliğimi ortak edip muazzam bir şekilde yılı tamamlamış olmanın hafifliği ve dinginliği var üzerimde. Dönüp baktığımda düşünüyorum da her anlamda ilginç ve değişik bir yılı geride bıraktım. Tekrar dönüp bakıyorum; ve her şeye, herkese içten bir teşekkür ediyorum…
Müzik tutkum çok değişkendir ve bundan inanılmaz keyif alıyorum. Ancak her dönem, aynı çizgiyi değişik soslarla tatlandıran Tame Impala’yı ayrı bir yere koyuyorum. Spiritüel, felsefi ve ruhani sözleri ve ezgileriyle her defasında beni farklı hislere sürüklemesinden olsa gerek, hissettirmeyen bir değişime sürüklüyor beni. Ancak bu şarkısının yeri biraz başka. Ne bir paragrafa ne de bir blog yazısına sığdıramayacağım. Gidilesi çok istenen bir sahil kasabasına doğru yolculukta seyir halindeyken kafanızı camdan çıkartıp yüzünüze vuran rüzgarla gülümsediniz mi hiç? Hem de yolculuğunuza bu şarkıyı şahit ederken… Şarkının bir yerinde “İnsanlar değişmez derler ama öyle değil işte, değişir insanlar. Kalk ve çık kapıdan, dışarıda bir hayat var seni çağıran” diyor. İster istemez zihnim şu pasajı hatırlamaya çalışıyor.
“… Hiç tanımadığınız insanların hikayesinden kendinize pay çıkarıverirsiniz birden. Ziyaret etmeyi unuttuklarınız, geçmişten kalanlar, yüce belirsizliğiyle gelecek kaygılarınız o anın içinde, yolda olma halinde bir şenliğe dönüşür. Çünkü dertleriniz çok daha basittir, çizmeniz gereken rota bellidir. Bilinmeyen bir kumsal da arıyor olsanız hayatınızdaki depremlerin yarattığı sarsıntılardan daha korkunç bir ikilem değildir bu. Üstelik yol, başta kendiniz olmak üzere size zararı dokunan herkesi affetmek için bağışlayıcı gücünüzden beslenir. Otobüs dolusu bir yolculuk dahi olsa size düşünmek için boşluklar yaratır. Rutin hayatın telaşı içerisinde yakalayamadığınız zamanlar sunar…”
Hava soğuk ya da sıcak ne fark eder? İçinde yol, müzik ve aşk oldukça… Dışarıda bizi bekleyen bir dünyanın olduğu gerçeğini her daim hissettiren ve bunu yaparken de bir şölen tadında gerçekleştiren “Yes, i’m changing”, tanıdıklar arasında ‘önce ben’ diye kendini öne çıkarmayı başarıyor.
Teşekkür ederim 2021 yılı. Evet ben değişiyorum, bunu şu an durduramıyorum. Ve “artık daha yaşlıyım, artık devam ediyorum hayatıma…”
Teşekkürler 2021 ve şimdiden teşekkürler 2022…
Genişlemek ve en nihayetinde denize varılacak günlere…
