Eminim bir tek bana değil, Kuzey Yarımküre’de ikamet eden birçok insana rengarenk bir kavram yoğunluğu yüklüyordur sonbahar… Hele ki Eylül… Pansiyonların boşalması, kumsalların tenhalaşması ve şehirlerin kalabalıklaşması… İşte bunlar hep Eylül’den ötürüdür.
Dinginlik, sakinlik, huzur gibi kavramlara birazcık da hüznü ekler Eylül. Nedense yakışır da üzerine. Ondandır belki de bu kavram yoğunluğu ya da kavram karmaşası. Siz adına ne derseniz deyin işte.
Güneş, kavurucu sıcaklığını yavaş yavaş kaybederken renkler de büyük bir dönüşüm hazırlığına başlamaktadır. Yazın son demleriyle birlikte sararmaya başlayan yapraklar, turuncu ve kızıl renklere bürünmek için sabırsızlanırlar.
Balık sezonu açılmıştır bir kere. Taptaze balıklar bizleri beklemektedir. Bağlar bozulmuş, üzümler en güzel halini bizlere şişelerce sunmaktadır. Yazın özellikle popüler tatil yörelerinde rastladığımız o gürültülü kalabalık yerini sakinliğe ve dinginliğe bırakmaya başlarken sahil kenarları da hayaletimsi bir kasaba görünümüne bürünür. Ki bu durum hiç şikayet edilesi bir şey değildir, benim gibi “dingin”liği cümle içinde sıkça kullananlar için…
Bir de telaşlı bir yanı var Eylül’ün. Okulların açılacak olması -ki bu yıl işler biraz değişti- tüm kuzey yarım küreyi telaşlı bir koşuşturmacaya sokar ve bu koşuşturma Eylül’ü, tüm zamanların en güzel, en keyifli ve en dingin tatil dönemi yapar.
Kurumuş yaprakların ağaçlardan koparak süzülüşünü izlemek, toprak kokusu eşliğinde kahve yudumlamak, yağmurun yaprakla buluştuğu andaki sesi dinleyip umut dolu hayallere dalmak; sonbahar tatiliyle gerçekleştirebileceğiniz onlarca aktiviteden sadece bir kısmı.
Olayın bir de Trakya boyutu var. Dört bir koldan kömür ocakları, enerji santralleri, gemi iskelesi projeleriyle tehdit altında olmasına rağmen bu güzel topraklar, yılın dört mevsimine hitap eden rotalarıyla gezenleri ve gezginleri her dönem kendine aşık eder. Ki bu toprakları bir de Eylül’de ziyaret etmek var ki işte o zaman işin rengi ve ahengi değişiyor. Her mevsim ayrı bir güzel dursa da özellikle Eylül, Trakya’ya bir başka yakışıyor.
İstanbul’a yakın olma gibi dezavantajlı bir duruma sahip olsa da Trakya; sonbaharda, özellikle de Eylül ayında, birbirinden harika destinasyonlarıyla romantizm ruhlu gezginleri bekliyor…
Lafı daha fazla uzatmadan sonbaharda Trakya’da ziyaret edebileceğiniz birbirinden güzel yedi destinasyona göz atalım…
Sonbaharda manzarasıyla ve atmosferiyle içinizi huzurla dolduracak Trakya’daki en güzel rotalar:
1- İĞNEADA (Kırklareli)

Kırklareli’nin Demirköy İlçesi’ne bağlı bir belde olan ve Karadeniz’in hemen kıyısındaki İğneada, Avrupa’nın en büyük longoz ormanlarına ev sahipliği yapıyor. 22 kilometrelik sahil şeridiyle Türkiye’nin en uzun ve en doğal kumsalına sahip bu şirin belde, şehrin gürültüsünden ve stresinden kaçmak için birebir. Tertemiz denizi ve altın sarısı kumlarıyla sizi kendinize aşık edecek olan bu belde, sakin yaşamı ile aklınızdan uzun bir süre çıkmayabilir.
İğneada, Trakya’nın birçok noktasında olduğu gibi yeşil ile mavinin en güzel uyum sergilediği onlarca noktadan biridir. Özellikle liman tarafındaki sahil ormanla iç içedir. Mert, Erikli, Hamam Gölü ve Longozu, Pedina ve Saka gibi irili ufaklı göllere ev sahipliği yapan Longoz Ormanları başta olmak üzere birçok doğal güzelliğin yer aldığı İğneada son yıllarda giderek popülaritesi artan bir yerleşim konumunda.
İğneada belde merkezini gezdikten sonra ilk uğramanız gereken noktalardan biri, merkeze 7 kilometre uzaklıkta bulunan Limanköy. Burada bulunan eskiden kalma deniz fenerini ziyaret ettiğinizde vereceğiniz küçük bir fotoğraf molası, en doğru açıyı ve ışığı bulana kadar sizi bir süre oyalayacaktır.
Ayrıca yine merkeze 10 dakikalık bir mesafede bulunan Limanköy’ün meydanında dibek kahvesi içebilir, farklı bir atmosfere sahip köyde kısa bir yürüyüş turu yaparak köyü keşfedebilirsiniz. Sonrasında ise Türkiye ile Bulgaristan sınırında bulunan ve Limanköy’e 14 kilometre mesafedeki Beğendik Köyü’ne giderek dilerseniz kendinize küçük bir deniz molası verebilir, ya da köyün hemen karşısında bulunan Bulgaristan’ın sınır köyü Rezova’ya el sallayabilirsiniz. Eğer denize girecekseniz Karadeniz’de yüzdüğünüzü hatırlatma fayda var. Zira Karadeniz çoğu zaman dalgalı ve bu dalgalar zaman zaman tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor.
Beğendik Köyü’ndeki kumsalın bir ucunda Rezve Deresi bulunuyor. Rezve Deresi, Türkiye – Bulgaristan arasında bir sınır görevi görüyor ve ismini, hemen yanındaki Bulgaristan sınırında bulunan ve ‘Mutlu’ anlamına gelen Rezovo Köyü‘nden alıyor.
MUTLAKA YAP 5
1- Longoz ormanlarında yürü
2- Karadeniz’den çıkan balıklardan tat
3- Limanköy Deniz Feneri’ni gez
4- Limanköy’de dibek kahvesi iç
5- Beğendik Köyü’nden Rezovo Köyü’ne el salla
2- ŞARKÖY (Tekirdağ)

Tekirdağ’ın denize kıyısı bulunan ilçelerinden biri olan Şarköy her ne kadar yaz turizminin gözde yerleşim yerlerinden biri olsa da sonbaharda da ayrı bir güzelliğe sahip. Özellikle bağcılığın ve buna bağlı olarak şarapçılığın geliştiği Şarköy, sonbahar için Trakya’daki en ideal rotalardan biri olarak dikkat çekiyor. Dolayısıyla yetişebilirseniz Eylül ayındaki bağ bozumları Şarköy’de öyle güzel ve öyle lezzetli geçer ki, bu topraklarda yetişen üzümlerden yapılan şarapların tadına doyamazsınız. Ki Eylül ayında balık sezonunun açıldığını da göz önünde bulundurduğumuzda bu durum, sonbaharda Şarköy’ü ziyaret etme konusunda kaçınılmaz bir destinasyon haline getiriyor.
İstanbul’a doğru gittikçe grileşen Marmara’nın mavi kalmayı başaran nadir noktalarından biri olan Şarköy’ün 2011 yılında mavi bayrak aldığını da hatırlatalım. Üzüm ve şarabın yanı sıra deniz kıyısı olması nedeniyle balık çeşidinin de bol olduğu Şarköy ayrıca zeytin ve zeytinyağı gibi iki önemli lezzetin de adresi. Her ne kadar bilinmese de sofralık zeytinde Türkiye’nin sayılı bölgelerinden biri olan Şarköy’de bir dönem Rumlar tarafından kurulan ve işleten eski zeytinyağı fabrikalarında geçmişe doğru kısa bir yolculuk yapabilirsiniz.
Ucuz konaklama seçeneği ile oldukça cazip bir destinasyon olan Şarköy’e günübirlik ya da konaklamalı yapacağınız seyahatinizde bölgedeki bağları gezebilir, şarap tadımları yapabilir ve her daim taze balığın yer aldığı restoranlarda güzel bir ziyafet çekebilirsiniz.
MUTLAKA YAP 5
1- Bağları gez, üzüm topla, şarap tadımı yap
2- Zeytinlikleri ve eski zeytinyağı fabrikalarını ziyaret et
3- Taze balık ve deniz ürünlerinden ye
4- Mürefte’yi keşfet
5- Şarköy sahilinde yürü
3- GÜNEYLİ (Çanakkale)

Çanakkale’nin Gelibolu İlçesi’ne bağlı bir köy olan Güneyli, adından da anlaşılacağı gibi Trakya’nın güneyinde yer alıyor. Yaz aylarında bölgenin en gözde tatil yerlerinden biri olan bu şirin tatil kasabası, sonbaharla birlikte derin bir sessizliğe bürünse de buradaki dinginlik ve her şeyden uzaklaşmışlık hissi size büyük bir huzur verecektir.
Yılın her günü açık birkaç balıkçı restoranının bulunduğu bu şirin tatil köyünün kumsalında yapacağınız yürüyüş sonrası kendinizi Saros’un taze balıklarıyla ödüllendirebilirsiniz. Eğer yürümeyi seviyorsanız, etraftaki ıssız koylara küçük keşif turları yapabilir ve yorulmaktan çekinmiyorsanız, yöre halkının denizin maviliğini Emel Sayın’ın gözlerine benzetmesi nedeniyle Emel Sayın Koyu olarak anılan koya giderek Saros’un enginliğine ve dinginliğine şahit olabilirsiniz.
Köye yakın lokasyonlarda bulunan Bolayır Beldesi’ne giderek Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşa ve Namık Kemal’in mezarının yer aldığı türbeyi ziyaret edebilir ve buradan Saros Körfezi‘nin eşsiz manzarasını seyredebilirsiniz. Ayrıca yine yakın köylerden biri olan Kocaçeşme Köyü’ye giderek buradaki balık restoranında harika deniz mahsullerinden tadabilirsiniz.
MUTLAKA YAP 5
1- Güneyli Limanı’nı gez
2- Emel Sayın Koyu’nu gör
3- Bolayır Beldesi’ni ziyaret et
4- Güneyli kumsalında yürüyüş yap
5- Kocaçeşme Köyü’nde deniz mahsullerinden tat
4- UÇMAKDERE (Tekirdağ)

Tekirdağ’a bağlı şirin bir köy olan Uçmakdere, listedeki destinasyonlar arasında belki de en telaşlı bölgelerden biri çünkü sonbaharla birlikte bölgede yamaç paraşütü yapanların sayısı giderek artıyor. Trakya’nın en yüksek ikinci noktası olan Ganos Dağı’nın (Işıklar) yamaçlarına kurulu bir köy olan Uçmakdere, günübirlik kaçamak için Trakya’nın en güzel ve en ideal noktalarından biri.
Özel işaretlenmiş yürüyüş yolunda yapacağınız yorucu bir yürüyüş sonrası yamaç paraşütü yapanlara rastladığınızda tüm yorgunluğunuz yerini heyecana bırakacak. Biraz cesaretiniz varsa siz de Marmara Denizi’ne tepeden bakma şansına sahip olabilirsiniz.
Bu adrenalin dolu etkinlik sonrası Uçmakdere köy merkezine geçip üreticilerin bahçelerinden topladıkları meyve ve sebzelerden satın olabilir ve yine köylülerin kendi yaptıkları reçel ve turşulardan tadabilirsiniz.
Yeşiller arasında gizlenmiş huzur verici bir köy olan Uçmakdere Köyü’nde yapacağınız bir gezinti, kendinizi harikalar diyarında hissetmenizi sağlayacak. İçinden dereler geçen, meyve ağaçlarıyla kaplı köyde yapacağınız gezinti sonrası köy kahvehanelerinin birinde vereceğiniz çay molası sırasında köyün sıcak ve samimi insanlarıyla edeceğiniz sohbet de damağınızda unutmayacağınız bir tat bırakacak.
Uçmakdere’den sonra Şarköy istikameti üzerinde bulunan ve eski bir Rum köyü olan Gaziköy’de de yemek molası verebilir ve hatta bu dilerseniz bu köyde ayaklarınızı suya bile sokabilirsiniz.
MUTLAKA YAP 5
1- Uçmakdere Köyü’nde gezintiye çık
2- Yamaç paraşütü dene
3- Köylü üreticilerden alışveriş yap
4- Gaziköy’ü keşfet
5- Gaziköy’deki restoranlarından birinde yemek molası ver
5- GELİBOLU (Çanakkale)

Trakya’nın en güney noktalarından birinde bulunan Gelibolu, Eceabat’la birlikte Çanakkale’nin Trakya topraklarında yer alan iki ilçesinden biri. Adını, Yunanca’da ‘güzel şehir’ demek olan Kallipolis‘den alan Gelibolu, sonbaharda ziyaret edilebilecek en keyifli alternatif rotalardan biri.
Balığın bol olduğu bu şirin ilçede günün her saati taze balık ve deniz mahsulleri bulacağınız gibi yöreye özgü şaraplardan da tatmanız mümkün. Yakın tarihimizin en önemli zaferlerinden biri olan Çanakkale Savaşı’nın derin izlerine adım başı rastlayabileceğiniz Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda büyük zaferin önemli anlarına tanıklık yapabilirsiniz.
İlçe merkezini yürüyerek boydan boya gezmeniz 2-3 saatinizi alacaktır. Boğaz kıyısında yapacağınız bir tur hem ilçeyi yakından tanımanıza hem de ciğerlerinizi tertemiz boğaz havasıyla doldurmanıza yol açacaktır. Bu sayede yürüme mesafesindeki tarihi ve anıtsal alanları ziyaret edebilir, ilçe halkının dostça selamlarını alabilirsiniz. Ayrıca 1980 askeri darbesi sırasında dönemin siyasi figürlerinin tutulduğu Hamzakoy’a da uğramayı ihmal etmeyin.
MUTLAKA YAP 5
1- İlçe merkezini yürüyerek gez
2- Hamzakoy’a uğra
3- Bayraklı Baba ve Çilehane gibi anıtsal yerleri ziyaret et
4- Fener Tepesi’ne çıkarak Gelibolu’ya tepeden bak
5- Taptaze balık ve deniz mahsullerinden tat
6- HOŞKÖY (Tekirdağ)

Şarköy’e bağlı küçük bir belde olan Hoşköy, sonbaharın melankolikliğini yaşayabileceğiniz Trakya’daki en güzel rotaların başında geliyor. Denizin hemen yanı başında, beyaz badanalı evleriyle yüzünüzde bir tebessüm oluşturacak olan Hoşköy’de zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
Rumlar zamanındaki adı Hora olan beldede bulunan bir buçuk asırlık Hoşköy Deniz Feneri (Hora Feneri) tüm heybetiyle Hoşköy’ün bekçiliğini yapıyor. Hoşköy’ü adeta kanatlarını altına alan bu fener, neredeyse her gün Marmara Denizi’nden geçen gemilere de selam duruyor.
Ayrıca Hoşköy ve çevresi bağ ve şarap evleriyle dolu. Buradaki şarap evlerinde enfes üzümlerin tadına bakabilir ve bu üzümlerden yapılan şarapları tadabilirsiniz. Hoşköy’e yakın mesafede bulunan, bölgede en iyi korunan Osmanlı köylerinden biri olan Güzelköy’ü de keşfedebileceğiniz gibi bağlara ve tepelere kısa yürüyüşler yapabilir ve bu esnada sırtını rüzgara vermiş zeytin ağaçlarını da selamlayabilirsiniz.
MUTLAKA YAP 5
1- Hoşköy Deniz Feneri’ni gör
2- Güzelköy’ü keşfet
3- Hoşköy bağlarını gez
4- Zeytin ağaçları arasında yürüyüş yap
5- Hoşköy’deki balıkçılardan birinde yemek ye
7- KARAAĞAÇ (Edirne)


Comments
1 YorumMehmet Karaali
Eyl 18, 2019Çok güzel ve doğru tanıtım teşekkürler