Bulgaristan’ın Rodop dağlarından doğan ve Türk – Yunan sınırının hemen yanı başında Meriç Nehri’ne karışan, uğruna acıklı türkülerin yakıldığı Arda Nehri tam 23 yıldır, Yunanistan’ın en büyük açık hava festivallerinden biri olan Ardas Festivali’nin isim babalığını yapıyor. 290 kilometrelik nehrin yalnızca 1 kilometrelik kısmının Türk topraklarında bulunduğu bu kısmının da askeri yasak bölge içerisinde yer aldığı Arda Nehri özellikle Yunanlılar için büyük önem taşıyor.
Nüfusu 900 olan ve bir de gümrük kapısı bulunan Kastanies Köyü’nde Arda Nehri kıyısında her yıl Temmuz ayında gerçekleştirilen Ardas Festivali bu yıl 23’üncü kez kapılarını açtı. İlk olarak 1993 yılında Ardas Gençlik Buluşmaları adı altında organize edilen ve geride kalan süre zarfında Yunan, Türk ve Bulgar yüz binlerce katılımcıyı ağırlayan festival; dans, müzik ve ışık gösterilerinin yanı sıra çeşitli su sporları organizasyonlarıyla da adından söz ettiriyor.
Yunanistan’ın Evros (Meriç) vilayetine bağlı bir köy olan Kastanies’ın adını, Osmanlı zamanında bölgede çok sayıda bulunan kestane ağaçlarından alıyor. Zira Kastanies’ın, Osmanlı döneminde Kestanelik olarak anılması da bundandır.
Pazarkule Gümrük Sahası’ndaki işlemlerinizi hallettikten sonra her iki gümrük kapısı arasında bulunan tampon bölgeyi yürüyerek 5 dakikada geçtikten sonra Kastanies Gümrük Sahası’na varıyorsunuz. Bu esnada önce Türk askerine ‘İyi nöbetler’ sonra da Yunan askerine ‘Yassu’ veya ‘Yassas’ dedikten sonra Kastanies Gümrük Sahası’nda çoğu Türkçe bilen Yunan polisi kısa sürede işlemlerinizi gerçekleştiriyor.
Bu arada ‘Yassu’ tek kişiye verilen, ‘Yassas’ da birden fazla kişiye verilen selam anlamını taşıyor.
Kastanies, çoğunluğunu Almanya’da yaşayıp yılın belirli bir dönemini burada geçiren Yunanlıların yaşadığı bir köy. Köyün genç nüfusu oldukça az. Bu yüzden akşamüstü saatlerinde Yunan kafelerinde oturmuş frappelerini yudumlayan çok sayıda Yorgo amcalara ve Maria teyzelere rastlamanız mümkün. Bir de her daim taze kalamarın bulunduğu tavernaları var.
Bir de Arda Nehri var…

Tek katlı, şık dizayn edilmiş bahçeli evler arasından nehir kıyısına indikçe yeşil ton be ton katlanıyor. Göğe doğru uzanan dalların yüksek rakımındaki rüzgar ışıltılarına kapılmamak elde değil. Bu senfonik sese, Arda Nehri kıyısına indiğinizde nehrin şırıltılısı da eklenince kendinizi sınırın az ama sinirin çok ötesinde olduğunuzu anlamanız içten bile değil.

Nehrin karşı yakasında bulunan Marasia (Maraş) Köyü’ne gidişten öte ambiyansa estetik katması amacıyla yapılan ve nizami taşlarla doldurularak ayak bileklerinizi geçmeyecek şekilde suyun içinde yürümenize imkan tanıyan köprüde yürüyüş yapmakla başlayan resital, nehir kıyısında bulunan kafeteryadan yükselen Yunan ezgileriyle adeta senfoniye dönüşüyor.
Bir de nehir ortasında oluşan kum adacıkları üzerine kurulan plaj voleybolu platformu var. Bu platformun yanı başında kuma uzanıp güneşlenen, hatta nehre girerek serinleyen insanlar, yaşam sahnesinin en güzel figüranları.


Ardas Festivali bu yıl 23’üncü kez kapılarını açtı. Yunanistan’da var olduğu söylenen ekonomik krize rağmen aralıksız 23 yıldır düzenlenen festival bu yıl 26 – 30 Temmuz tarihleri arasında düzenlendi.
Günlük girişin 10 Euro, 5 günlük kombine girişin ise 25 Euro olduğu festival alanında çadırlı kamp kurma imkanı da bulunuyor. Festivalin bu yılki ana sponsoru da, uzun yıllar olduğu gibi Amstel oldu. İçeride yer alan toplam 5 stantta Amstel biralarının 33’lüğü 2 Euro’dan satışa sunuldu.
Ayrıca sıra sıra 7 tane bulunan yiyecek stantlarında döner, tavuk şiş, domuz şiş ve tavuk şnitzel seçeneklerinin bulunduğu sovulaki’ler 2,5 Euro’dan verildi. Sovulaki, pide görünümlü ekmeği külah haline getirip içine Yunanların koyu kıvamlı yaptığı ve caciki dediği cacık, patates kızartması ve mayonez ve hardalın bulunduğu soslardan sıkıyorlar.
Ayaküstü atıştırmalık olarak gayet lezzetli. Bir de bizdeki İzmir lokmanın bir benzeri tatlıları var. Üzerine çeşitli soslar sıkarak servis ediyorlar.

Ayrıca alanda bulunan tek kafeteryada kalamar, patates, tost gibi çeşitli aperatiflerden de yiyebilirsiniz. Fiyatlar 2 ila 8 Euro arası değişiyor.


Festivale bu yıl tamamı Yunan müzisyen ve gruplardan oluşan isimler katıldı. Sırasıyla; Vaggelis Kakouriotis, Onİrama, Timbre n’ Timbres, INK, Filippos Pliatsikas, Matoula Zamani, Eleni Foureira, NINO with Elefteria Eleftheriou, Zafiris Pasialis, Tamta ve Giorgos Mazonakis sahne alırken özellikle Cumartesi akşamı sahne alan Arnavut asıllı Yunan müzisyen Eleni Foureira festivalin son yıllardaki en etkileyici performansına imza attı.
Festivale her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce katılım sağlandı. Festival alanında hiçbir güvenlik görevlisinin bulunmaması, Yunanların eğlence anlayışını en iyi şekilde gözler önüne seriyor. Güvenlik görevlileri, yalnızca festival alanına giriş noktalarında yer tuttu. Festival alanındaki tek görevliler sağlık çalışanlarıydı. Dörderli ikişer grup halinde festival alanında devriye dolaşan sağlık görevlileri, herhangi bir sağlık sorunu yaşanmaması adına pürdikkat etrafı gözlemledi.
Hiçbir sağlık ve güvenlik sorununun yaşanmadığı festival, 30 Temmuz akşamı Giorgos Mazonakis’in konseriyle sona erdi.


Ardas, Yunanlıların turizm ve gastronomi kadar eğlence işinde de uzman olduklarının en somut göstergesi. Ayrıca eğlencenin taşkınlık olmadığını, nehirlerin taşkınlardan nasıl korunduğunu da çok güzel bir şekilde özetliyor.
Ardas, bir festival olduğu kadar aynı zamanda Türk – Yunan ilişkileri için de önemli bir dostluk örneği. Arda’dan Meriç’e ulaşan ezgiler bu yıl da iki ülkeyi birbirine yakınlaştırdı.
Seneye 24’üncü kez kapılarını açacak olan Ardas’ta görüşmek üzere…

